Oral Alerji Sendromu

“Polen-besin sendromu” olarak da adlandırılan polenlerle ilişkili oral alerji sendromu erişkinlerde en sık karşılaşılan besin alerjisi formudur. Solunum yolu ile alınan alerjenlerle besin alerjenleri arasındaki benzerlik olmasından kaynaklanmaktadır. Huş ağacı polenine duyarlılığı olanlarda oral alerji sendromu daha sık gelişmektedir. Lateks duyarlılığı olanlarda muz, avokado, kestane ve kivi tüketilmesine bağlı ciddi sistemik reaksiyonlar ile karşılaşılabilmektedir.

Polen alerjisi olanlarda çiğ sebze-meyve tüketimi sonrası ağız ve boğazda kaşıntı, kızarıklık ve şişlik gelişebilir.

Klinik Bulgular;

Oral alerji sendromu sıklıkla polene duyarlı alerjik rinitli erişkin bireylerde çeşitli meyve, kuruyemiş, ve/veya sebzelerin oral alımından sonra gelişir. Oral alerji sendromu semptomları inhalan ve bitki kaynaklı besin alerjenleri arasındaki çapraz reaktiviteye bağlı IgE aracılı reaksiyonlar olup oral mukoza, dudaklar, dil ve boğaz bölgesine sınırlıdır, tipik olarak sistemik reaksiyona yol açmaz.

Besinlerin çiğ olarak tüketimini takiben genellikle 5-15 dakika içinde semptomlar çıkmaya başlar. Dudaklarda, dil, damak, kulaklar ve boğazda kaşıntı, uyuşukluk hissi ve hatta hafif şişme tipik belirtileridir. Bazen ağız içerisinde kırmızı benekler ve veziküller gelişebilir. Çoğu zaman 30 dakika içinde kendiliğinden düzelirken nadiren sistemik reaksiyona ilerleme gösterir.

Oral alerji sendromu sıklıkla elma, fındık kereviz ve havuç yenmesi ile ortaya çıkmaktadır.

Tanı;

Öyküye dayalı olarak şüpheli besinlerle çapraz reaksiyon verme potansiyeli olan alerjenlere deri prik testi yapılır. Daha sonra şüpheli besin maddelerinin taze formları (çiğ/pişmiş-işlenmiş) ile yapılan ‘prik-to-prik’ testleri ile tanı konabilir.

Hastanın öyküsünün belirsizliğinde ve deri testlerin ile sonuç alınamadığında alerjene özgü IgE ölçümü yapılabilir. Ancak daha doğru tanı için bileşene dayalı tanısal yaklaşım yapılması daha uygundur.Besinlere özgü IgG veya IgG4 ölçümü besin alerjisinde klinik açıdan yararlı değildir.

Tedavi

Oral alerji sendromunda eğitim, besinlerden kaçınma ve semptomların hafifletilmesi tedavinin temelini oluşturmaktadır.

Besinlerden kaçınma sadece uygun klinik öykü varlığında besin yükleme testi sonucuna göre önerilmelidir. Sadece polene duyarlı oldukları için bireylerin eliminasyon diyetine alınmalarına gerek yoktur.

Oral alerji sendromunda hastalar çoğunlukla iyi pişmiş ve konserve edilmiş besinleri tüketebilirler. Ancak kereviz, yer fıstığı ve çilek gibi besinler pişirildikten sonrada semptomlara yol açabilir.

İstenmeden reaksiyon gelişirse hastanın sakin kalması, ağzını su ile durulaması ve dinlenmesi önerilir. Belirtiler antihistaminler ile kısa sürede düzelir. Nadiren de olsa ciddi semptomlar ya da anafilaksi geçiren hastalar adrenalin oto-enjektör taşımalıdır.

Polen için immünoterapi (aşı) yapılanlarda oral alerji sendromu ile ilgili semptomların da azaldığına dair veriler bulunmaktadır.

Klinik Bulgular;

Oral alerji sendromu sıklıkla polene duyarlı alerjik rinitli erişkin bireylerde çeşitli meyve, kuruyemiş, ve/veya sebzelerin oral alımından sonra gelişir. Oral alerji sendromu semptomları inhalan ve bitki kaynaklı besin alerjenleri arasındaki çapraz reaktiviteye bağlı IgE aracılı reaksiyonlar olup oral mukoza, dudaklar, dil ve boğaz bölgesine sınırlıdır, tipik olarak sistemik reaksiyona yol açmaz.

Besinlerin çiğ olarak tüketimini takiben genellikle 5-15 dakika içinde semptomlar çıkmaya başlar. Dudaklarda, dil, damak, kulaklar ve boğazda kaşıntı, uyuşukluk hissi ve hatta hafif şişme tipik belirtileridir. Bazen ağız içerisinde kırmızı benekler ve veziküller gelişebilir. Çoğu zaman 30 dakika içinde kendiliğinden düzelirken nadiren sistemik reaksiyona ilerleme gösterir.

Oral alerji sendromu sıklıkla elma, fındık kereviz ve havuç yenmesi ile ortaya çıkmaktadır.

Tanı;

Öyküye dayalı olarak şüpheli besinlerle çapraz reaksiyon verme potansiyeli olan alerjenlere deri prik testi yapılır. Daha sonra şüpheli besin maddelerinin taze formları (çiğ/pişmiş-işlenmiş) ile yapılan ‘prik-to-prik’ testleri ile tanı konabilir.

Hastanın öyküsünün belirsizliğinde ve deri testlerin ile sonuç alınamadığında alerjene özgü IgE ölçümü yapılabilir. Ancak daha doğru tanı için bileşene dayalı tanısal yaklaşım yapılması daha uygundur.Besinlere özgü IgG veya IgG4 ölçümü besin alerjisinde klinik açıdan yararlı değildir.

Tedavi

Oral alerji sendromunda eğitim, besinlerden kaçınma ve semptomların hafifletilmesi tedavinin temelini oluşturmaktadır.

Besinlerden kaçınma sadece uygun klinik öykü varlığında besin yükleme testi sonucuna göre önerilmelidir. Sadece polene duyarlı oldukları için bireylerin eliminasyon diyetine alınmalarına gerek yoktur.

Oral alerji sendromunda hastalar çoğunlukla iyi pişmiş ve konserve edilmiş besinleri tüketebilirler. Ancak kereviz, yer fıstığı ve çilek gibi besinler pişirildikten sonrada semptomlara yol açabilir.

İstenmeden reaksiyon gelişirse hastanın sakin kalması, ağzını su ile durulaması ve dinlenmesi önerilir. Belirtiler antihistaminler ile kısa sürede düzelir. Nadiren de olsa ciddi semptomlar ya da anafilaksi geçiren hastalar adrenalin oto-enjektör taşımalıdır.

Polen için immünoterapi (aşı) yapılanlarda oral alerji sendromu ile ilgili semptomların da azaldığına dair veriler bulunmaktadır.