Klinik Bulgular

İnek sütü protein alerjisi çocuklarda IgE aracılı, IgE aracılı olmayan ve her ikisinin birlikte görüldüğü alerjik reaksiyonlar şeklinde karşımıza çıkan en sık besin alerjisidir. Alerjen alımı ile reaksiyon oluşumu arasındaki geçen süre kritik öneme sahiptir ve reaksiyonun tipi açısından yol göstericidir.

İnek sütü alerjisinde klinik bulgular süt alımından hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi bir süre sonra da çıkabilir. Bu belirtiler birçok sistemlerin birden tutulduğu anafilaksi tablosundan sadece tek sistemin tutulduğu tablolara kadar değişkenlik gösterebilir.

IgE aracılı reaksiyonlar;

İnek sütü alımından kısa süre (dakikalar-2saat) sonra klinik bulgular ortaya çıkar. Her karşılaşma ile de aynı bulgular oluşur. İnek sütü direkt olarak (en sık), anne sütü aracılığıyla, fırınlanmış/ısıtılmış şekilde, fermente ürünler, ilaçlar ve inhalasyon yolu ile alınmış olabilir. Semptomlar deri, solunum, sindirim ve dolaşım sistemi ile ilgilidir.

En çok etkilenen organ deridir (%50-70). Bunu takiben sıklık sırasına göre sindirim sistemi bulguları (%50-60), solunum sistemi bulguları (%20-30), anafilaksi (%1-4) görülür. Reaksiyonun şiddeti duyarlılığın derecesi, alınan süt miktarı ve hazırlanış şekline göre değişir.

Deri bulguları içerisinde en sık görülen bulgu ürtikerdir, beraberinde anjioödem görülebilir. Sindirim sisteminde ise ani kusma en sık görülen semptomdur. Akut solunum semptomları IgE aracılı iken, kronik semptomlar hem IgE hem IgE aracılı olmayabilir. Alt solunum semptomları nadir görülür ancak ölümcl reaksiyonlar ile ilişkilidir. İnek sütü proteini alımı sonrası görülen IgE aracılı reaksiyonlar içerisinde en ciddi bulgu anafilaksidir. Anafilaksi, ağır sistemik veya yaygın hayatı tehdit edici alerjik reaksiyondur.

İnek sütü; besin ilişkili anafilaksiler içerisinde üçüncü sırada (%10-19), ölümcül veya ölüme yakın besin ilişkili anafilaksilerde de yine üçüncü sırada (%8-15) yer alır. Besin-ilişkili egzersize bağlı anafilaksi için inek sütü nadir bir nedendir.

IgE aracılı olmayan besin alerjileri;

Besin alındıktan sonra reaksiyon gelişme süresi genellikle 24-72 saattir.

  • Besin proteini ilişkili enterokolit
  • Besin proteini ilişkili proktokolit
  • Besin proteini ilişkili enteropati
  • Çölyak hastalığı
  • Dermatitis herpetiformis
  • Heiner sendromu

Besin Proteini İlişkili Enterokolit

Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. IgE aracılı olmayan besin aşırı duyarlığı sonucu gelişir ve hastaların çoğunluğunda besin spesifik IgE saptanmaz. En sık neden olan besinler inek sütü ve soyadır. Özellikle süt çocuklarının %30-50’sinde bu iki besin ile ilişkili reaksiyonlar bildirilmiştir. Ancak ülkemizde soya alerjisi daha az görülür. İnek sütü ve soya ile tetiklenen Besin Proteini İlişkili Enterokolit genellikle 3-6 ayda başlarken, katı besinlerle tetiklenen Besin Proteini İlişkili Enterokolit 4-7 ayda başlar.

Besin Proteini İlişkili Enterokolitli hastalarda semptomların oluşumunu diyetteki besin alerjeninin miktarı ve sıklığı belirler. Bebekler sıklıkla hasta görünümündedirler. Akut formda sıklıkla besin alımından 1-3 saat sonra fışkırır tarzda, şiddetli ve tekrarlayan kusma görülür. Diyare 2-10 saat sonra başlar, hastaların yaklaşık yarısında görülür, kanlı, mukuslu, lökosit, eozinofil ve karbonhidrat içeriği artmış olabilir. Solukluk ve uykuya eğilim eşlik edebilir. Reaksiyonların %15’inden fazlasında hipotansiyon bildirilmiştir. Besin Proteini İlişkili Enterokolit, ürtiker/anjioödem ve solunum bulgularının olmaması ile IgE aracılı bir reaksiyon olan anafilaksiden ayrılır.

Kronik semptomlar daha çok formül mama ile besini sık aralıklarla düzenli olarak alan süt çocuklarında gelişir. Tekrarlayan kusma, ishal ve gelişme geriliği ile seyreder.

Besin Proteini İlişkili Proktokolit:

Sıklıkla yaşamın 2-8. haftalarında gaitada (dışkıda) çizgi şeklinde kan ve mukus ile birlikte görülür. Anne sütü ile beslenen bebekler tanı anında daha büyüktür ve histolojik bulguları daha hafiftir. Besin Proteini İlişkili Proktokolit nadiren daha büyük çocuklarda ve ergenlerde de gelişebilir.

En sık saptanan tetikleyici besin inek sütüdür. Hastalık genellikle yavaş başlar ve besinin alınması ile semptomların oluşması arasında semptomsuz bir dönem vardır. Ancak nadir de olsa besin alımından 12 saat sonra akut olarak da görülebilir. Bebekler tipik olarak iyi görünürler, gelişme geriliği yoktur, ancak aralıklı kusma, dışkılama sırasında ağrı, bağırsak hareketlerinde artış, kolik ve gaz görülebilir.

Besin Proteini İlişkili Enteropati:

Besin Proteini İlişkili Enteropati tipik olarak yaşamın ilk 9 ayında özelikle de ilk 1-2 ayında görülür. Genellikle sorumlu besin alımından birkaç hafta sonra uzun süren ishal gelişir. Hastaların %50’den fazlasında gelişme geriliği vardır. Bazılarında karında şişlik, ve erken doyma eşlik eder.

Dermatitis Herpetiformis:

Ön kol, diz, sırt cildi ve kafa derisinde purpurik inflamatuar papüller, veziküler lezyonlar şeklinde görülür. Çocuklarda yaygın değildir.

Besin ile İndüklenen Pulmoner Hemosiderozis (Heiner sendromu):

Süt çocukluğu döneminde nadiren görülür. Tekrarlayan zatürre atakları, hemosiderozis, demir eksikliği anemisi, gelişme geriliği gözlenir. Öksürük, tekrarlayan ateş, hışıltı, burunda tıkanıklık, tekrarlayan otit, kanlı balgam, gelişme geriliği, nefes darlığı, kolik, iştahsızlık, kusma, ishal ve kanlı dışkılama semptomları gözlenebilir.

Çölyak Hastalığı:

İnek sütü proteinine bağlı olarak görülmez. Buğday, arpa, çavdar gibi gluten içeren tahıllara bağlı olarak gelişir.

Miks tip (IgE ve IgE aracılı olmayan) reaksiyonlar:

Alerjik Eozinofilik Özefajit:

Özegagusun (yemek borusunun) yoğun eozinofilik infiltrasyonu vardır. Semptomlar yaşa göre değişir. Bebekler ve küçük çocuklarda öğürme, tıkanma, beslenme bozukluğu ve gelişme geriliği görülürken, daha büyük çocuklar ve ergenlerde besinlerin özefagusta takılma hissi, kusma, karın ağrısı ve ağrılı yutma görülür.

Sorumlu besinler arasında en sık inek sütü, buğday, soya, yer fıstığı ve yumurta bulunur. Ayırıcı tanıda yer alan en önemli hastalık gastroözefageal reflüdür.

Alerjik eozinofilik gastroenterokolit:

Eozinofillerin özafagustan distalinde (yemek borusu) görülmesi Alerjik eozinofilik gastroenterokolit tanısını destekler. Semptomlar tutulan gastrointestinal bölgeye göre değişir. Karın ağrısı, bulantı, ishal, malabsorbsiyon ve kilo kaybını görülebilir.

Atopik Dermatit:

Derinin kronik, tekrarlayan, kaşıntılı inflamatuvar hastalığıdır. Orta-ağır dermatitli çocukların %35’inde besin alerjisi olabilir. Genetik faktörler hem AD hem de besin alerjisi gelişiminde rol oynar. Yakın zamanda yapılan çalışmalarda, filaggrin genindeki mutasyonların epidermal bariyer disfonksiyonuna neden olduğu gösterilmiştir. İlk 6 ayda ortaya çıkan ve topikal steroide cevap vermeyen atopik dermatitlerde besin alerjisi mutlaka düşünülmelidir.